hoşgeldin

Hoşgeldin Boyacı

Hoşgeldin Erdal Özyağcılar        

Eren Korkmaz – @filozofikia

Herkeste bir heyecan. Yıllar sonra onu sahnede izleyeceğiz. Tiyatro Martı ekibi ayrı bir heyecan içinde, ikinci oyunlarının ilk sahnelenişi. Herkes hazır. Oyunun başlamasına beş dakika kaldı. Sesli yorumlar yerini fısıldaşmalara bırakıyor. Ve sahne zamanı!

Donald Churcill tarafından yazılan ve dilimize Füsun Günersel tarafından çevrilen “Hoşgeldin Boyacı” Tiyatro Martı’nın ikinci oyunu olarak karşınızda. Öncelikle sahneye Marcia rolündeki Berna Laçin çıkıyor. Belli ki o da heyecanlı. Nasıl olmasın ki. Az sonra kapıdan o giriyor. Yıllardır tiyatro sahnesinde kendisine hasret bırakan Erdal Özyağcılar. Boyacı Walter rolünde. Bir alkış tufanı. Nasıl alkışlanmasın ki. Oyun yavaş yavaş akıyor. Son karakterimiz de sahneye çıkıyor. Jane’i oynayan Gözde Çetiner.

tiyatroya-bir-donus-daha-hosgeldin-boyaci--972724

Oyunumuz kocasını aldatan Marcia, bu aldatılmanın acısını çıkarmak isteyen Jane ve oyunculuk yapmak adına boyacılıkla geçimini sağlayan Walter arasında geçiyor. Jane, Marcia’nın kocasına karısının onu aldattığını söyleyecek. Marcia belki kocası tarafından terk edilecek, zengin yaşantısı son bulacak. Tüm bu kaygılar onu telaşa düşürüyor. Peki, Marcia bu durumda ne yapacak? Hiçbir fikir aklına gelmezken boyacı olduğu için eleştirdiği ve aşaladığı Walter ona akıl veriyor. İstersen kocanı oynayabilirim. Artık Walter aşağılanan, sözü ağzına tıkılan kişi değil. Sözü dinlenen, tıpkı Marcia gibi kaprisli bir hale geliyor. Ama kesinlikle üst sınıf mensubu gibi değil, sadece onun taklitini yapan bir oyuncu olarak. Böylece tiyatro içinde tiyatro sahnelenmeye başlıyor.

Bir durum komedisi olarak nitelendirebileceğimiz “Hoşgeldin Boyacı” çok yönlü bir metne sahip. Nedir bu çok yönlü metin? Öncelikle hayatını idame ettirebilmek adına boyacılık yapan, ancak hep oyunculuk hayaliyle yatıp kalkan Walter. Tanıdık geliyor. Boyacılığı hakkında laf söylenebilir, fakat oyunculuğu hakkında asla. Kendisini boyacı olarak gören Marcia’ya cevabı net… Boyacı demek alt sınıf demek değildir. Kişi her ne mesleği yaparsa yapsın saygıyı hak eder. Bunu gösteriyor. İnceden inceye işçiliğini onurlandırıyor. Oyun, öte yandan tiyatro tarihine de kısa bir atıfta bulunuyor ve Walter tiyatro bilgisini ortaya dökmeye başlıyor. Erdal Özyağcılar yılların acısını çıkarmak istercesine bir tiyatro metninden diğerine geçerek tiratları sıralıyor. Kendi tiyatro tarihine saygı niteliğinde. En çok da Othello oyunu akılda kalıyor. Walter Klasik Tiyatro’ya sıkıca bağlı ve en çok etkilendiği oyun da “Othello”. Karı kocalık oyunu “Othello” temele alınarak ilerlemeli. Bundan dolayı Walter her bir sahneyi milim milim hesaplıyor. Oynanan oyunun oyuncusuyken bir anda yönetmeni oluyor. Oyunculuğa verdiği önem onu basit bir karı-koca oyunundaki bir oyuncu olmaktan çıkarıp, tüm talihsizliğine veryansın eden ve sanki hayatının oyununu sahneleyeceği bir zemine, zamana çekiyor. Bu sebepten sahneleniş çok önemli. Yoksa oynanamayacak karı-koca oyunu. Sürprizlere ve yeniliğe yer yok. Othello oyunu birebir içinde bulunulan duruma uyarlanıyor. Bu sahnelerdeki oyunculuklar ve metin klasik tiyatroya ironik bir bakış açısı sunuyor.

Tiyatro Martı hayat içinde değişen rollere “Uçlar” oyununda da değinmişti. Avcı av konumuna düşüyordu. Bu oyunda da boyacı bir anda -rol icabı da olsa- zengin bir beyefendi oluyor. Metin bu aşamalardan sonra sıradan bir komedi olmaktan çıkıp mükemmel bir hiciv ve durum komedisi olduğunu bizlere gösteriyor.

mh_tiyatro_hosgeldin_boyaci

Berna Laçin çoğu insanın televizyon ekranlarından tanıdığı, fakat tiyatroda da izlenmesi gerektiğini gösteren bir oyunculukla seyircileri selamlıyor. Marcia rolünün altından başarıyla kalkmış. Dikkati hak eden bir diğer isim ise Gözde Çetiner. Çehov Makine’sinde izleme fırsatı bulduğumuz Çetiner rolünün hakkını veriyordu. Bu oyunda ise harikalar yaratıyor diyebiliriz. Bu isim ilgiye mazhar, biline. Ve Erdal Özyağcılar. Oyunun başında heyecanla sahneye adım atıp sonrasında hızlı bir silkelenmeyle hasret kalınan oyunculuğuna temposunu hiç düşürmeden devam ediyor. Özellikle tiyatro metinleri arasında gidip geldiği sahne izlenesi. Yıllarca verdiği aranın hakkını boyacı karakteriyle veriyor.

Oyunumuzun yönetmeni Arif Akkaya İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda oyun yönetimine rastladığımız, fakat son yıllarda alternatif tiyatrolarda da adını duyduğumuz bir yönetmen. Oyunun hem yönetimini üstlenip hem de Sırrı Topraktepe ile dekoruna imza atmış. Her iki alanda da başarısı takdir edilesi, biz de kendisinden daha fazla oyun izlemeyi yeni sahne yorumlarını görmeyi temenni ediyoruz. Kostümler yine İBB Şehir Tiyatroları’ndan tanıdığımız Feyza Zeybek’e ait.

Hoş geldin Boyacı çok katmanlı anlatımı ve zekâ dolu metniyle dikkate değer. Komedi unsurlarının abartılmadığı, sınıf kavramının işlendiği, ikili ilişkilerin sorgulandığı bir oyun. Güldürürken düşündüren ve hatta oyundan çıkınca da düşünmeye devam edeceğiniz bir oyun. Özellikle sonuyla sizi oldukça şaşırtacak.  Bu unsurlar bile oyunu izlenesi kılarken Erdal Özyağcılar ismi de işin içinde girince oyun daha da izlenesi kıvama geliyor. Gidin izleyin derim, pişman olmayacaksınız.

 

Herkese iyi seyirler.

Reklam