garaj1

Selin Akgül – twitter/orbispictus

Craft Tiyatro’nun bu sezonun iddialı oyunlarından olan Garaj, yazarı Kemal Hamamcıoğlu’nun Kabin ile başlayan üçlemesinin ikinci oyunu. Enis Arıkan ve Güven Murat Akpınar’ın şahane oyunculukları ile can bulan oyunun yönetmenliği İpek Bilgin’e ait. Sahneyi gerçek bir garaja dönüştüren dekor tasarımı ise İtalyan tasarımcılar Simone Mannino ve Jesse Gagliardi’nin elinden çıkıyor. Garaj, iki yalnız insanın herkesin eğlenceye odaklandığı bir yılbaşı gecesinde kendi kırılganlıklarını paylaşmasını konu alıyor.

İki farklı dünyayı ustalıkla bir araya getiren Garaj’da, seks işçiliği yapan trans kadın Orkide ile Marmara Üniversitesi’nde Fotoğrafçılık okuyan, anneannesi ile yaşayan, muhafazakar ve toy Kahraman’ın Tarlabaşı’ndaki bir garajda karşılaşma hikayesini izliyoruz. Okul projesi için Orkide’nin fotoğraflarını çekmek isteyen Kahraman’ın, boylu poslu bu kadının nasıl olup da o incecik topuklularla yürüyebildiğini merak etmesiyle başlıyor aslında her şey. Ardından Orkide’nin fotoğraflarını çekerken yakalanacak ve makinesi Orkide tarafından tutsak edilecek olan Kahraman’ın makinesini geri alma çabaları ile ikilinin arasında oluşacak diyalog hikayeyi bambaşa bir yere sürüklüyor.

garaj

Orkide ve Kahraman iki yalnız ruh. Orkide’nin içini olanca çıplaklığıyla açmasının tek sebebi Kahraman’ın saflığı olmasa gerek. Dışarıdan gelen müzik ve insan seslerinden de anladığımız üzere, Taksim’de herkes eğleniyor. Ama bu ikilinin burada ne işi var? Orkide’nin sevdiği adamı beklemesinde ve Kahraman’ın anneannesini uyutup fotoğraf çekmek için dışarıya çıkmasında kalbimize dokunan bir şey var. İkilinin yalnızlığındaki kırılganlık aşina geliyor izleyiciye. Orkide’nin en başta hırçın bir tavırla maskelediği kırılganlığı, Kahraman’da daha belirgin hale geliyor. Kahraman ise kırılganlığını gizlemeye ihtiyaç duymuyor, çünkü hayatı Orkide’ninki kadar zorlu ve tehditkar değil; sadece kendini koruyarak, yara alacağı hiçbir duruma girmeden ve anneannesiyle kurduğu o fanusunda yaşayarak saflığını ve masumiyetini muhafaza ediyor. Orkide ne kadar savruk ve hırçınsa, darbe aldığında ne kadar agresif olabiliyorsa, hayatının en ilginç hikayesi anneannesini metroda kaybetmek olan Kahraman da o kadar içine kapanıyor ve tanrısına sığınıyor. Orkide toplumun görmek istemediği ve dışladığı bir karakterken, Kahraman ise toplumun baksa da görmediği, varlığından bihaber olunan biri. Bir araya geldikleri garaj gibi; gözlerden ırak, ama aslında yanı başımızda duruyor. Bu da ikilinin yalnızlıklarının, sevme ve sevilme arzularının ortak paydası oluyor.

Orkide bir kedinin doğumuna ve kedinin yeni bir hayat verme haline imrenecek ve hatta fesatlanacak kadar yalnız bir kadın. Askerde sevgilisiyle basılmasının ardından soluğu İstanbul’da almış, ardından Tarlabaşı’na taşınmış ve çalıştığı işlerde zorla “adam edilmeye” çalışılınca seks işçiliği yapmak zorunda kalmış biri. Hayatı zor ve çetrefilli. Ama o bunun üstesinden “gullüm” yaparak geliyor. Canı sucuk isteyince aşerdiğini ve hamile olduğunu düşünerek dalgasını geçiyor örneğin. Nasıl ki Kahraman yanında anneannesinin yaptığı sucuklu ekmeği taşıyacak kadar parasızsa, Orkide de çantasındaki makyaj malzemelerinin yanında iki tane de mandalina taşıyacak kadar naif bir kadın. Ama büyük olanı kendine ayıracak kadar da kendini düşünmeyi öğrenmiş gerçek bir insan. Orkide,Kahraman kendisinin sigarasını içtiğinde, HIV bulaşma riskini bilmemesinden etkilenecek kadar masumiyeti özlemiş biri.

Öte yandan Garaj, iki farklı yaşantıyı orijinalleştirerek ve biraz da ayrıksılaştırarak bir araya getirme fikrinin büyüsüne kapılmış bir oyun değil. Aksine tüm olağanlığı ve gerçekliği ile hayatları kesişivermiş iki insanın hikayesi. Garaj, kendine hayran bir “trans kadın ile muhafazakar üniversitelinin buluşma hikayesi” değil; aksine hayatın gidişatı içerisinde, bir kuaförde, askerde ya da bir restoranda karşılaşabileceğiniz türden bir buluşma hikayesi. Bu da metnin daha çarpıcı ve daha gerçekçi olmasını sağlıyor.

garaj3

Garaj aynı zamanda son yıllarda artan LGBTİ temalı oyunlar içerisinde kendine sağlam bir yer ediniyor. Sinemada olduğu kadar tiyatroda da travmalar üzerinden anlatılan hikayeler değil, sahici yaşantılar ve gerçek karakterler izlemek isteyenler için Garaj, listenin en tepesinde durmaya aday. İster istemez bir kıyasa gittiğim “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” birçok klişe olguyu metne savruk bir şekilde yerleştirirken, Garaj da bir o kadar neşeli vurdumduymazlığı ile dikkat çekici. Her an bir travmanın içine yuvarlanıp sulu sepken olacağını düşündüğünüz anda, olaylar geçiştiriliyor ya da önemsenmiyor. Çünkü yıkıcı olarak algılanan her olayın kişiler üzerinde farklı tezahürü mümkün. Örneğin, acıklı bir anlatım umduğumuz bir anda, Kahraman anne ve babasının ölümüne büyük büyük acılar yüklemiyor; ya da Kahraman sevdiği kişinin adının Arda olduğunu söylediğinde Arda gay çıkmıyor, sadece sevdiği kızın adı unisex çıkıyor. Bu olayların elbette yıkıcı etkileri olabilir, ancak karakterler zaten kendi kırılganlıklarını sakladığı ve acılarını deşmek istemediği için, geçmişlerinin de üstü örtülüyor. Bu da karakterleri hikayesizleştirmek bir yana, çok daha gerçekçi birer insan yapıyor. Ki oyunda en başarılı bulduğum taraf da bu.

Garaj gerek güçlü metni ve klişelere boğulmayan anlatımı ile sezonun takdire şayan oyunlarından. Biletlerin aylar öncesinden tükendiği oyunda 70 dakika süren oyunculuk performanslarına da doyamıyorsunuz. Trans kadın rolünün altından başarıyla kalkmış ve Orkide’ye kan can vermiş Enis Arıkan’ın uzun bir hazırlık sürecinden geçtiği belli. Gerçek uzun saçlara sahip olmanın kıvancını taşıyan Orkide’nin ellerinin hep saçına gitmesi Enis Arıkan’ın oyunculuğu ile bütünleşiyor. Diğer yandan, böylesi şaşaalı bir karakterin yanında gölgede kalma riski taşıyan Kahraman karakteri ise kendine farklı bir kanal buluyor ve izleyicinin gözünde sivriliyor. Güven Murat Akpınar’ın mimikleri, tavırları, anneanne örgüsü süveteri ve kareli gömleği, hele hele kendinden geçercesine yaptığı dans çok başarılı. İkili birbirini ezmeden ve gölgede bırakmadan oyuna hayat veriyor. Daha ne olsun, gidin görün!

GARAJ from Craft Tiyatro on Vimeo.

Reklam