Eren Korkmaz yazdı…

içer1

**Yazı sürpriz bozan içermektedir.**

 

 

Semaver kumpanya Melih Cevdet Anday tarafından yazılmış olan “İçerdekiler” oyunu ile karşımızda. Seyirci gözüyle oyun hakkında birkaç kelam edelim.1970’li yıllara gidiyoruz.  Suçu olmamasına rağmen 345 gündür nezarethanede bekletilen bir mahkum ve oyun metninden anladığımız kadarıyla işlenmeyen bir suçu kabul ettirmek için canını dişine takan bir komiserin çabalaması oyunun ilk perdesinde bizlere sunuluyor. Oyunun ikinci perdesinde ise suç ve suçlu kavramı boyut değiştirerek yerini insani güdüler ve suçsuzluğun sonucunda yargılanmanın insanı bir yanıyla suçlu konumuna düşürdüğünü görmekteyiz. Oyunun halen güncelliğini koruduğunu ve oyunda karakterlerin isimlerinin olmadığını belirtmek gerekiyor. Sadece kimliklerin temsilini gördüğümüz oyun, bu isimsizliğiyle yazıldığı dönemin gerçekliğinin günümüzde de geçerliliğini koruduğu müthiş bir psikolojik gerilimin kapıları bizlere açmakta.

içer3

Oyunun ilk perdesine odaklanalım. Komiser mahkumu odasına çağırıyor ve oyunun tümünün geçtiği odaya seyirciler de mahkûm kalıyor. Her gün tekrarı gerçekleşen sorgulamalardan bir tanesi. Ama bu sorgulamanın diğer gecelerden bir farkı var. Komiser kendi tabiriyle insafa gelmiş durumda ve mahkumun karısını görüşmesi için çağırmakta. Mahkumun sorgulaması başlıyor ve aralarda komiser yaptığı bu jeste karşılık mahkumdan suçu itiraf etmesini istiyor. Oyunun ilk perdesi mahkum ve komiser arasındaki suçu kabul ettirme-suçu kabul etmeme diyalogları çerçevesinde ilerliyor. Melih Cevdet Anday siyasi oyunların klişe olarak tabir edilecek suçlunun yüzde yüz haklılığına karşın derinlemesine analizi komiserin diyalogları ile destekleyerek bizlere sunuyor. Hatta perdenin bazı bölümlerinde mahkumun sorulan sorulara cevap veremeyecek duruma gelecek hissi bile şahsen benim hissettiğim bir duygu. Diyaloglar suç-suçlu ve kolluk kuvvetinin üçgenindeki durumu çok iyi analiz ediyor. Ortada suç olarak değerlendirilen bir belge, bu belgenin devlet nazarında oluşturduğu tehlike ve devletin suçluyu bulmak adına suçsuz insanlara suç yükleme çabasıyla karşı karşıyayız. Odada tansiyon geriliyor, tansiyon düşüyor ve oyunun ilk perdesi son diyaloğa kadar gerçekliğinden hiçbir şey kaybetmiyor.

içer4

Gelelim oyunun ikinci perdesine Mahkum heyecanla soru odasında karısını bekliyor ve karısı rahatsız olduğu için yerine kız kardeşini ,mahkumun baldızını görüş için yolluyor. Mahkum şaşkınlıkla bir süre bu durumu kabullenemiyor. İşte tam bu noktada oyunun ilk perdesine referans yapalım. Mahkum karısının gelecek olmasından dolayı tam 4 gündür uyumadığını söylüyor. Peki, uyumamasının sebebi karısına olan özlemi mi? İlk perdede de emarelerini gördüğümüz durum ikinci perde gittikçe açığa çıkıyor. Suçlu, suçsuz geçirdiği 345 günün sonucunda insani güdülerinin esiri oluyor ve bu psikolojiyle insanın en derinlerindeki arzularıyla cebelleşiyor. Suçsuz olarak atfettiğimiz kişi toplum nezdinde ayıplanan ve hatta suç olarak arz edilen bir eyleme tıpkı komiser gibi haklı argümanlar bulmaya çalışıyor. İçeridekiler dışarıya dışarıdakiler içeriye mahkum oluyor.  Mahkum olma durumu oldukça duru bir şekilde aktarılıyor. Mahkum kim?

içer2

Oyunda mahkum rolünü Serkan Keskin, Komiser rolünü Mustafa Kırantepe ve baldız rolünü Nihal Yalçın üstleniyorlar. Oyunculuklar metnin ince detaylarını ve metindeki duruluğu seyirciye yansıtma konusunda oldukça başarılı. Tabii ki bu başarıda Yönetmen Volkan Sarıöz’ün ve dramaturg Bilgesu Kasapoğlu’nun da başarısını göz ardı etmemek gerekiyor. Çünkü orijinal metne sadık olan oyunda normalde okunduğunda bile duygu geçişinde zorlanılan bölümlerde metnin her ayrıntısını hissedebiliyor ve anlayabiliyoruz. Tek bir satır bile göz ardı edilmeden seyirciye aktarılıyor. Oyunun yorumlaması sonucunda farklı yerlere de çekilebilecek kadın temsili metnin gücünün de iyi kullanılması ve doğru yorumlama sonucunda tam da olması gerektiği çizgide seyirciye sunuluyor.

İçerdekiler oyunu sade anlatımının dışında doğru analiz ve okumasının yapılmasının zor olduğu ve metnin her bir ayrıntısının aktarılması konusunda oyuncuları da zorlayacak bir metin. Semaver Kumpanyayı tüm bu zorlukları başarıyla aktardığı için tebrik ediyor ve mutlaka izlenmesi gereken bir oyun olduğunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Semaver Kumpanya bizleri yine şaşırtmıyor.